Sürgün eylediler toprağımızdan,

Şu yabancı gurbet ellerde kaldık.

Koptuk dalımızdan, yaprağımızdan

Yüce dağ başında, bellerde kaldık.

 

Kaç kere kıydılar bize hunharca

Kanımız, su diye katıldı harca.

Her rüzgâra göğüs gerdik yıllarca;

Yine de dikenli tellerde kaldık.

 

Kimliğimiz için lain dediler,

Melanet işlerde kâin dediler,

Ülkemizi sevdik hain dediler,

Ne yapsak fütursuz dillerde kaldık.

 

Zalimlerin zulmü vermiyor aman

Barış gelecekti; hani ne zaman?

Göz gözü görmüyor, etraf toz duman;

Savrulduk göklere, yellerde kaldık.

 

Körpe bedenlere kurşun sıktılar,

Dilsiz şeytan olup seyre çıktılar,

Nice katlettiler, nice yaktılar;

Kavrulduk ocaksız küllerde kaldık.

 

Her durumda boşa çıktı bağıtlar,

Hak, hukuk görmeden yandı kâğıtlar.

Dilimizden düşmez oldu ağıtlar,

Gözyaşından coşkun sellerde kaldık.

 

Bindebir’im sözüm olsa da ağır,

Görmüyor bakarkör, dinleyen sağır.

Dünyanın yükünden sırtımız yağır,

Böylesi perişan hallerde kaldık.

 

24.08.2016- (6+5)

Ozan Bindebir

 

Açıklamalar: (TDK Sözlük)

Hunhar: Kana susamış, kan dökücü

Lain: Lanetlenmiş, melun

Melanet: Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış

Kâin: Bulunan, olan

Fütursuz: Çekinmez, umursamaz

Bağıt: Sözleşme

Yağır: Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara

*

Not:Bu şiir 1. Uluslararası Alevi Vakıfları Federasyonu Yunus Emre Şiir Ödülü Yarışmasında 2. lik kazandı (03.09.2022).