← Listeye dön

Adım Aşk

Görmeyenler bilmez benim gücümü

Çok âşığı candan eden ben idim.

Duygusuzdan bile aldım öcümü

Güzelleri fettan eden ben idim.

 

Yaşamayan nerden bilsin bu hâli

Dünyada bulunmaz, yoktur misali

Bazı âşıklara verdim visali

Gönülleri handan eden ben idim.

 

Hikmetten var olan gönül ışığı

Yolup atmak zordur bu sarmaşığı

Vuslata ermemiş bunca âşığı

Doğduğuna pişman eden ben idim.

 

Işık saçtı dört bir yana meşalem

Âlemler yanında göründü halem

Daha var olmadan şu koca âlem

Dört köşeyi seyran eden ben idim.

 

Bülbülü şakıttım gonca güllere

Âşıkları destan ettim dillere

Mecnun’u düşürüp ıssız çöllere

Bir Leyla’ya hayran eden ben idim.

 

Yürekleri katı olsa demirden

Sultan’dan, Hakan’dan, onca âmirden

Kimse çıkamadı yüce emirden

Gönüllere ferman eden ben idim.

 

Sevenlerin gizli girdim beynine

Âşık ettim nazlı yârin eğnine

İmza attım, mühür vurdum zihnine

Her hükmünü butlan eden ben idim.

 

Aslı’ydım, Kerem’in olmayacaktım

Kerem’i yakmaya çakmağı çaktım

Kerem’in közünde Aslı’yı yaktım

Ciğerini büryan eden ben idim.

 

Bazı gönüllerden sildim kuşkuyu

Âşığın gözünden çaldım uykuyu

İkrârlı âşıkta olan tutkuyu

Ömür boyu mihman eden ben idim.

 

Karacaoğlan’ın gönlüne girip

Elif’i ağyarla birlik gösterip

Yıllarca gezdirdim gurbette garip

Gönlüne hep hicran eden ben idim.

 

Hep var idim ezel zamandan beri

Beni bilmeyenin yoktu haberi

Hakk’ın tufanında Nuh Peygamberi

Bir gemiye kaptan eden ben idim.

 

Üzeyir’dim, bilmem kaç bağ budadım

İsa’ydım çarmıhta bedel ödedim

İbrahim’le Hakk’a adak adadım

İsmail’i kurban eden ben idim.

 

Zülkifil elinde ekmek pişende

Musa ile Tur Dağında koşanda

Eyüb’ün tenine kurtlar düşende

Lokman ile derman eden ben idim.

 

Evliya, enbiya, pirin özünde

Dile geldim Yunus Emre sözünde

Sevgi ile Hacı Bektaş dizinde

Aslanı bir ceylan eden ben idim.

 

Nice sofileri derde bırakıp

Her şeyi olduğu yerde bırakıp

Cahilin gözüne perde bırakıp

Yaradan’ı pinhan eden ben idim.

 

Nasıl da donattım şu asumanı

İbadetin başı gördüm imanı

İncil’i, Zebur’u, Tevrat, Kur’an’ı

Yaradan’a burhan eden ben idim.

 

Sadece üç harfim, başka ismim yok

Ne bir somut halim, ne de resmim yok

Gözle göremezler; çünkü cismim yok

Böylesine devran eden ben idim.

 

Bindebir’e verip bunca çileyi

Dertleri taşırdım, geçti sileyi

Bir oyun oynadım, yaptım hileyi

Bir yanını noksan eden ben idim.

 

19.09.2026 – (6+5)

Ozan Bindebir

*

Açıklamalar (TDK Sözlük):

Fettan: Cilveli, gönül çelen.

Visal: Kavuşma, vuslat.

Handan: Gülen, şen, neşeli olan (kimse).

Hikmet: 1-Tanrı'nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı. 2-Bir şeyin oluşundaki akıl erdirilemeyen gizli sebep.

Vuslat: Sevgiliye kavuşma, visal.

Hale: Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker.

Seyran: Gezinme.

Şakımak: Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek.

Ferman: Emir, yazılı belge.

Eğni: Giysi, kıyafet, elbise veya sırt, vücut, endam.

Butlan: Geçersizlik, hükmünü yitirme.

Büryan: Tandırda susuz pişirilen bir kebap türü. (mecazen, âşığın üzüntüden ciğerlerini kaybetmesi)

İkrâr: Kabul etme, söz verme.

Mihman: Konuk, misafir.

Ağyar: Başkaları, yabancılar, eller.

Hicran: Bir yerden veya bir kimseden ayrılma, ayrılık.

Üzeyir:  Mesleği bağbanlık olan ve bağcıların piri kabul edilen peygamber.

Zülkifl: Kur’an-ı Kerim’de adı geçen ve sabrı ile salih amel sahibi olmasıyla övülen ve mesleği fırıncılık olan; fırıncıların piri sayılan peygamber.

Eyüp: Hz. Eyyüb, İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık inançlarında sabır ve şükrün simgesi olarak kabul edilen büyük bir peygamberdir.

Derman: 1-Takat, 2-Bir hastalığı iyileştiren ilaç, 3-Bir sorundan kurtulmayı sağlayan çözüm.

Pinhan: Gizli, saklı, gizlenmiş.

Asuman: Gökyüzü.

Burhan: Kanıt, belge.

Devran: 1- Dünya, 2- Yazgı, 3- Zaman, çağ.

Sile: Bir ölçeğin tam dolu hali.