Bu nasıl tablo böyle,
Marmaris Ressamı?

Bir yanda terör;
Binlerce insanım öldürülür,
Kurşun yağar dağlarıma,
Bomba yağar,
Kardeş kardeşi boğar,
Analar ağlar, çocuklar ağlar;
Gözyaşları siyim siyim…
Bu mu güzel ülkemin reklamı,
Marmaris Ressamı?

Bir yanda mollalar;
Başı sarıklısı da var,
Eli sırıklısı da,
Ayağı terliklisi de.
Sakallar tutam tutam…
”Kılık Kıyafet Devrimi”nden habersiz…
Şuradaki kara leke de ne?
Tanıdım, çarşaflı bir kadın.
Karanlığı, aydınlığa tercih etmiş,
Kadınlık haklarından feragat etmiş
Ne yazık…
Ata’mın çabası boşa gitmiş.
Evet!
Şunlar da türban takmış kızlar olmalı…
Taciz etmesinler diye;
Türban takmışlar,
Allah’ın emriymiş.
Velâkin;
Makyaj yapmışlar
Gözlerde sürme,
Dudaklarda ruj,
Yanaklarda allık,
Göbeği de açık…
Bakımlımı bakımlı.
İnsanı ediyorlar taciz;
Bu nasıl turşu,
Bu nasıl perhiz,
Marmaris Ressamı?

Evet!
Bir yanda kan emici vampirler;
Sırtımızda bitler ölmüş açlıktan,
Kemiğimize kadar sömürmüşler…
Şu çizdiğin tabloda görünen topraklar,
Sanki bizim değil.
Korkuyorum!
Yine Mehmetciğin kanıyla sulayacaklar…
Yabancılar, her yerde bize ortaklar…
İşbirlikçiler;
Satıyorlar hektar hektar
Ne üretim,
Ne ambar…
Ne meyve,
Ne nektar…
Babaların resmini çizmişsin, işte babalar…
Babalar gibi satıyorlar her şeyi,
Babalanmışlar…
Bu mu güzel ülkemin reklamı,
Marmaris Ressamı?

Senin fırçan gülen insan resmi çizmez mi hiç?
Senin fırçan hiç yeşil renk,
Kırmızı renk yazmaz mı?
Doğa resmi yapmaz mı hiç?
Yeşil yaprak, kırmızı gelincik…
Yeşil olunca; din,
Kırmızı olunca; kan mı olmalıydı sence,
Marmaris Ressamı?

Senin fırçan hep siyahla mavi mi katar birbirine?
Ülkemin üzerinde dönen kara bulutlar gibi,
Tablonuzun üst kısmında görünen…
Başka şey çizemez miydin?
Marmaris Ressamı…

Tüküreyim senin tuvaline,
Tüküreyim fırçana…
Bu kara lekeyi al yüzüne çal!
Bu nasıl ressamlık?
Bir Atatürk portresi çizemedin
Marmaris Ressamı,
Aç çakal!

28.01.2008
Yüksel KILIÇ (Ozan Bindebir)